24 Ocak 2009 Cumartesi

TRT 6, İhsan Aksoy ve Sırrı Sakık


Önderler’inden bazılarının (ki bunlar önemli bir yekun tutar) çanak yalayıcılığa ittiği yüce bir milletin, Kürt Milleti’nin bir evladı olarak büyük utançlar içindeyim.. Bir tek TRT 6 olayı bile, eskiden seminerden seminere koşan, yazılar yazan kişiliklerin maskelerini indirmeye yetecekti de ben uyuyordum. Türk Devleti’nin çok ustaca hazırlamış olduğu hamlesi neleri ortaya çıkarmadı ki? Güney’den bir Zat “TRT 6, yakında Kurd-Sat ve KTV’yi geride bırakacaktır” kerametini ortaya koymaktan hiç ama hiç utanmıyor.. Be adam eğer böyle ise bu milleti böylesine altüst etmeye, toplumsal dokusunu bozmaya vs ne gerek vardı? Ben celladımın propagandasına soyunacak idiysem bu kadar kanın dökülmesine ne gerek vardı? Benim TRT 6’ya omuz verdiğini, orada program yaptığını duyduğumda şok olduğum bir isim var: İhsan Aksoy.. İnanılmaz şey! İhsan Aksoy kalkacak ve Türk Devleti’nin hiç bir kanuni dayanağı olmadan kurduğu kendi propaganda düdüğünü, kendisi adına İhsan Aksoy’a öttürecek.. Verilen bir ücret karşılığı; ki onun da fiatı o kadarmış, uzun yıllar sosyalist kulvarda, ulusal sol kulvarda ve en nihayet ulusal sandığımız bir kulvarda “Kürtçülük” yapan İhsan şimdi tam tersini yaparak Tırko saflarından Kürdistan’ın değerlerini çürütmeye kalkacağı programlar yapacak.. Hem de astronomik bir ücretle (Kaynak; Net-Kurd)..Bir zamanlar Türk Devleti’nin Kürtçe TV yayını planladığını duyduğunda ne demişti Musa Anter? “Evlat şimdi Türkçe bize küfür ediliyor ve şükürler olsun ki Türkçe bilmeyen yaşlılarımız anlamıyor. Yarın öbür gün Kürtçe Televizyon açarsa devlet, o zaman Kürtçe bize küfür ederle ve o anlamayanlarımız da anlar. Hiç olmaz aman açmasınlar daha iyi.” (Alıntı; Mehmet Soylu)Şimdi ise sıraya dizilmiş olan “Kürt kırpıntıları” bu gizli küfür işini “en iyi biz yaparız” diyerek Tırkolar ile sözleşmeler imzaladılar. Hem de şehitlerimizin kanları daha henüz kurumadan. İşte Aksoy, İşte Altan Tan, İşte Feridun yazar ve diğerleri... Tırkonun Kürtler’i bir anda çoğaldı. Bunlardan Feridun ile hapiste yatmışlığım var. Robot gibi bir kişilikti. Menfaat deyince aklı başından giderdi. Altan Tan denilen Zat’ı TV’lerde zikrederken tanıdım. Ama İhsan’la ise hiç arkadaşlığım olmamasına rağmen çok eskiden beri tanırım. Ben sol Kürtçü iken, o TİP’teydi. Ben Kürtçü KAK’ın kuruculuğunu üstlenirken o hala TİP’in başarısı için birşeyler yapıyordu. O daha sonra DDKO-Ankara’nın kurucuları arasında yer aldı. Ben ise Kürt mitinglerini bitirmiş, kaçak durumdaydım. 1971 Hapsi’nde (Amed’de) birlikte zindan yattık, ayrı davalardan ceza bekledik. 1975’te Amed’de bir yandan Tıp okuyor, öte yandan da KDP’de çalışıyordum. O sırada, Lice’de karşılaştık. Biraz istenmeyen sertlikte bir tartışmamız oldu (konuya girmiyorum). Daha sonra Evren Darbesi gerçekleşti. İhsan’la bu kez Avrupa’daki bir toplantıda karşılaştık. Başlarda yazı yazdığı Serxwebun’dan ayrılmış, (yanlış hatırlamıyorsam) Danimarka’da açtığı bir lokanta ile zenginliğe doğru ilk adımlarını atmıştı. Kendisini en son Hewlêr’de gördüm. Mümtaz Kotan’ın şefliğini yaptığı “Lekolin”adlı Site’da İhsan’ı Kürt Lideri olarak takdim etmesi ilginçti. Meğer bu yazı bir paslaşma yazısı idi. Bazıları kendilerince sistemle barışıyorlardı (siz bunu teslim oluyorlardı diye okuyunuz).. Mümtaz ve İhsan, ki iki eski “düşmandı, Türk Devleti’nin nimetlerine uzanma niyetini paylaşmışlar gibi görünüyorlardı. Kürdistan’da siyaset alabildiğine kirlenmişti. Evet İhsan’ın “bile” program yapımcılığına soyunması başka nasıl izah edilebilir. Sodom ve Gomore’nin Kürt siyasetine uygulanmış hali bu olsa gerek..Ama İhsan’ın TRT 6 ekranlarını doldurduğu aynı gece bir başka TV kanalında Sırrı Sakık MHP’lilerle boğuşuyordu. MHP’li Zat, Sn Sakık’ı tehdit edercesine konuşuyor; “Üstünde yaşadığımız coğrafya Türk coğrafyasıdır!” diyordu. Yani “verilen ile yetinin” gibi bir cümlenin siyasicesini kuruyordu. Sırrı Sakık’ı seversiniz veya sevmezsiniz. Onun içinde yer aldığı politik partiyi, sözüm ona, işbirlikçi sayabilirsiniz. Ortada iki politikacı, iki fiil var. Hangisini onaylarsınız? Fakat Kürt Liderleri olarak bu tabloyu, Sırrı Sakık tarafı daha doğru gibi görünse de, ikisini onaylamanız kabul edilemez. Sayın Sakık zaten Türk Kanunları çerçevesi’nde konuşmak zorundaydı. Sırrı Sakık’ın da dahil edilmesi gereken bir üçüncü yol vardır muhakkak. Eğer “yenildik” diyorsanız, yenilginin de şerefli bir şekli olabileceğini unutmayınız. Bir yandan silah elde vuruşurken yenilmek var, öte yandan önderler yılgınlığa düştü diye yenilmeyi kabullenmek var.. Hangisi doğru? Bence ikisi de yanlış. Asıl olan tek başına kalınca dahi direnmenin doğru yolunu aramak ve bulmaktır.Rahmetli feqî Huseyn Sağnıç bir gün bir satranç anekdotunu anlatıyordu anlatıyordu. Bir maçta Feqî karşısındakini mat etmişti. Yani rakibinin şahını almıştı. Rakibi hiç oralı olmadan hamle yapmaya devam edince, Feqî “maç bitti, şahın esir alındı” diye hatırlatmada bulundu. Ama karşısındaki oralı bile olmuyordu. Cevabı oldukça vurucu idi: “Evet şah teslim oldu, ama millet direnmeye devam ediyor.”Evet bugün bir yenilgi varsa bu yenilgi kendilerini şah sayanlarındır, kral sayanlarındır.. Unutmayınız, bu yenilgi asla Kürt Milleti’nin değil. Millet, şehitlerinin hatırına elbette bir yolunu bulup direnmeye devam edecektir. Kürt siyasi hayatı kirleniyor. Dünyanın hiç bir köşesinde bu derecede inanılmaz bencillikteki insanlar milletlerinin kader direksiyonuna oturmamış, oturtulmamışlardır. Şartların en müsait olduğu günlerde bütün liderler boğaz boğaza gelmekte bir beis göstermemişlerdir. Kuzey’de bu böyledir, Güney’de bu böyledir. “Benden başkasına hayat hakkı yoktur” diyen bir zihniyet bizi sürükleyip durmuştur. İşte Güney’deki xwekujî günleri.. Kuşku üstüne kuşkunun yaratıldığı günler çok çabuk geçti ve bugünlere vardık. Hiç bir parti aydınları ve entellektüelleri; aydın ve entellektüel olarak görmeye yanaşmadı. Biz bu zihniyeti değiştirmek için hata yapan her odağı eleştirdik. Adımızı karalamak için her fırsat kollandı. En nihayetinde bu ortamdan uzak durmaya karar verdik.. Bir süre de öyle yaptık. Ama tarih bizi sorgulamaya başlayınca duramadık. Uyaracağız, hem de gereken sertlikte! Kendimiz çimdiklendik ve yeniden hal-u purr melalimize baktık. Bunu TRT 6 denilen en büyük psikolojik savaş hamlesine borçluyuz. Eski PKK yandaşlarının yanında korucularında da şirin gösterildiği bu propaganda düdüğüne şimdi İhsan gibi eski saygın görünen insanlar da bulaşınca ne kadar kof insanlara değer biçtiğimiz anlaşıldı. TRT 6 daha çok hamur kaldıracaktır. 2009-01-21A Sirac Kekuyon
Gorusunuzu yaziniz

Hiç yorum yok: