19 Kasım 2008 Çarşamba



UFUKTANYerel seçimler yaklaştıkça, tüm güçler de ellerindeki son kozları oynuyor. Türkiye açısından yerel seçimlerin en önemli özelliği, Kürdistan’daki belediyeleri kimin kazanacağı sorunudur. Bu sebeple de devletin-hükümetin çalışmalarının çoğu buraya endekslenmiş durumda. DTP’ye karşı devlet partisi olarak AKP ‘tek başına’ seçime girecek. Diğer partiler ne kadar çelişkili, çatışmalı da olsalar AKP lehine geri çekilecek. Yani denilebilir ki, Kürt halkının kimlik ve özgürlük talepleri için mücadele eden DTP’nin karşısında devletin özel savaş partisi olan, ‘tek millet, tek devlet, tek dil’ci AKP olacak.Tabii AKP de, işdamlarının desteğiyle, işbirlikçi Kürtlerle, islamcı yardım kuruluşlarıyla, başta Fetullahçılar olmak üzere tüm islami cemaatlerle birlikte Kürdistan’da belediyeleri almak için tüm gücüyle çalışıyor. Devletin tüm bürokratları, işbirlikçileri, ajanları da AKP’nin seçimi kazanması için her şeyini ortaya koyuyor. Bu anlamda yerel seçimlerin bir referandum niteliğinde olacağı tespiti ete kemiğe bürünmüş oluyor.Özgürlük Hareketi’nin gelişimini engellemek, tüm dünyaya ‘Kürtlerin temsilcisi bizim’ diyebilmek için Türk devleti ve AKP hükümeti özellikle Kürdistan’da yerel seçimler kazanmak istiyor. Türkiye’de kimin kazandığının onlar açısında hiçbir kıymeti harbeyesi yok. AKP ve Erdoğan’ın kaderi de bu seçimle belirlenmiş olacak. Yani dananın kuyruğu onlar açısından bu seçimle kopacak. Eğer AKP, devletin ona biçtiği misyon doğrultusunda Kürdistan’daki –özellikle Amed, Dersim, Batman başta olmak üzere– belediyeleri kazanırsa, iktidarını sürdürebilecek. Yok, kazanamazsa iktidardan uzaklaştırılacak. Hatta bu ekibin yaptığı tüm yolsuzluklar, devlet kurumlarındaki kadrolaşması, türban vb. konularda yaptığı çıkışların hesabı burunlarından fitil fitil getirilecek. Tüm bu sebeplerle AKP –ve AKP’nin kazanmasını isteyen herkes– yerel seçimlerde başarılı olmak için gece gündüz çalışıyor. Devlet tüm kaynaklarını bu noktada AKP’nin hizmetine vermiş durumda. Bir yandan DTP’li belediyeler, milletvekilleri teşhir edilmeye çalışılırken diğer yandan da tüm AKP’li belediyeler vasıtasıyla yoksul Kürt insanları satın alınmaya çalışılıyor. Kömür, temel ihtiyaç maddeleri, yeşil kart vb. yardımlarla Kürtler satın alınmak isteniyor.Devletin tüm imamları, bürokratları, asker ve polisi de Kürdistan’da desteğini AKP’ye vermenin yanı sıra her birisi birer AKP’li gibi çalışıyor. Türk medyasının tüm önemli kalemşörleri Kürdistan’daki belediyelerin AKP’nin kazanmasının ne kadar önemli olduğunu yazıp çiziyorlar. Hatta açık destek veriyorlar. Görüldüğü gibi AKP yerel seçimlere, devletin açık desteğini alarak seferberlik ruhuyla hazırlanıyor. Bunu bir varlık yokluk sorunu olarak el aldığı için her türlü kirli politikayı da uyguluyor. Böylesi bir gerçeklik içinde tabii ki, DTP ve demokrasi güçleri de yerel seçimlere bir seferberlik ruhuyla hazırlanmak zorundadır. Aylardır çatı partisi konusunda tartışma yürüten, toplantılar yapan ama bir türlü noktalayamayan demokrasi güçleri yerel seçimlere de aynı mantıkla yaklaşamaz, yaklaşmamalıdır. Özellikle DTP, varolan tüm potansiyelini en üst düzey de harekete geçirerek tüm Kürtlere ulaşmalı, örgütlemeli ‘AKP’ye bir oy bile gitmemeli’ şiarıyla seçim çalışmalarına yüklenmelidir. Avrupa’da yaşayan tüm Kürdistanlılar, demokratlar, solcular, devrimciler ve Aleviler de yerel seçimlerde DTP’yi ve demokrasi güçlerini yalnız bırakmamalıdır. Herkes tüm akrabalarını, tanıdıklarını AKP ve devletin politikaları konusunda şimdiden aydınlatmalı. AKP’ye oy verilmesini engellemeli, tüm oyların DTP ve demokrasi güçlerine akması sağlanmalıdır. Unutulmamalı ki, AKP’ye verilen her oy Kürtlere, demokrasi ve barış yanlılarına sıkılan kurşundur. AKP’ye verilen her oy, Türk sömürgeciliğinin Kürdistan’da yeniden kendisini örgütlemesi olacaktır.Sonuç olarak yerel seçimleri devlet ve AKP her ne kadar bir referandum olarak değerlendiriyorsa, bizler de Kürtler ve demokrasi güçleri için bir referandum olarak ele almamız gerekir. Bu yüzden ‘daha seçimlere çok var, şimdi bir şey yapmaya gerek yok’ demek, ‘zaten Kürtler ve demokratlar AKP’ye oy vermeyecek’ diye düşünmek bir gaflet olur. Çalışmadan, emek harcanmadan, insanlar bilinçlendirilmeden başarılı olmak mümkün olmaz. Bu anlamda şimdiden üzerimize düşeni yaparak, Kürdistan ve Türkiye’yi kirleten, mideleri bulandıran bu ‘pislikten’ kurtulmalıyız. Yeni Özgür Politika

Hiç yorum yok: